İdare mahkemelerinin, bireylerin haklı taleplerine karşılık kurdukları hükümlerde gerekçe sunma yükümlülüğünü göz ardı etmesi, Türk idari yargılama pratiğinde en sık karşılaşılan hak ihlallerinden biridir. Anayasa Mahkemesi (AYM), idari yargının bu meselesine karşı mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı ve gerekçeli karar hakkı konularında oldukça net bir koruma kalkanı geliştirmektedir.

            Karslıoğlu Hukuk tarafından kaleme alınan bu makalede, idare mahkemelerinin “gerekçesiz red” kararlarına karşı AYM’nin güncel yaklaşımını, emsal kararlar üzerinden hukuki mekanizmaları ve başvuru stratejilerini inceleyeceğiz.

İdare Mahkemesi Kararlarında Gerekçe Zorunluluğu

            İdari yargı mercilerinin verdikleri kararların gerekçeli olması, yalnızca soyut bir hukuki teminat değil, anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası açıkça; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmünü amirdir.

            Bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 24. maddesinin (e) bendi uyarınca, kararda “kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi” yer almak zorundadır.

            Uygulamada sıklıkla karşılaşılan durum ise; idare mahkemelerinin davacının esaslı iddialarını tartışmaya açmadan, soyut, klişe ve matbu ifadelerle davayı reddetmesidir. Bu durum, yargısal denetimi imkansız kılan ve keyfiliğe neden olan bir usul hatasıdır.

AYM Kararlarındaki Gerekçeli Karar Hakkının Sınırları

            Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemelerinde derece mahkemelerinin kararlarını bir “kanun yolu” mercii gibi delil ve esas yönünden denetlemez. Ancak, idare mahkemesinin kararında davanın sonucuna etkili esaslı iddiaların tamamen cevapsız bırakılması durumunda, AYM müdahale etmektedir.

AYM’nin gerekçesiz kararlara ilişkin yerleşik içtihatlarında şu kriterler öne çıkar:

  • Esaslı İddialara Cevap Verme Yükümlülüğü: Mahkemeler, başvurucunun davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki somut iddia ve delillerini kararın gerekçesinde karşılamak zorundadır. Her iddia açıkça kararda yer almak zorundadır anlamı çıkarılmamalıdır. Ancak kararın gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği anlaşılmalıdır. 

  • Denetime Açıklık: Gerekçe, davanın taraflarını ve üst mahkemeyi tatmin edecek, kararın hangi hukuki dayanakla verildiğini gösterecek nitelikte (denetime elverişli) olmalıdır.

  • Matbu Gerekçe Yetersizliği: Sadece kanun metninin tekrarından ibaret olan veya “idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine…” şeklindeki formül ifadeler, AYM tarafından “gerekçesiz” kabul edilmektedir. Somut iddia ve delillerin değerlendirilmesi, bu değerlendirmenin de hangi gerekçelerle reddedildiğinin açıkça yazılması gerekmektedir. 

Emsal Anayasa Mahkemesi Kararları

            AYM’nin idari yargıdaki gerekçesiz red kararlarına karşı verdiği kararlar, ihlalin niteliğine göre şekillenmektedir. Aşağıda, AYM’nin bu alandaki temel prensiplerini ortaya koyan somut kararlar derlenmiştir:

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce yeterli bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul ya da esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

Bir yargı merciinden, aynı maddi veya hukuki olguyla ilgili olarak başka bir yargı merciinin vardığı sonuçtan farklı bir sonuca ulaşması hâlinde bunun dayanaklarını gerekçeli kararında göstermesi beklenir. Anayasa’da güvenceye bağlanan tüm temel hak ve özgürlüklerin yorumunda gözetilmesi gereken temel bir ilke olarak düzenlenen hukuk devleti ilkesi, yargı organlarının aynı maddi veya hukuki olgularla ilgili olarak çelişkili kararlar vermekten mümkün olduğunca kaçınmasını gerekli kılar. Aynı maddi veya hukuki vakıalarla ilgili olarak farklı kararlar verilmesi hukuk devleti ilkesini zedeleyebileceği gibi kişilerin hukuka olan inancını da zayıflatabilir. Bu nedenle bir maddi veya hukuki vakıa ile ilgili olarak başka bir yargı mercii tarafından bir kimse lehine karar verildiği ancak diğer bir yargı merciinin aynı olgu hakkında farklı bir sonuca ulaştığı durumlarda bunun gerekçesi belirtilmelidir. Yargı merciinin bu gibi durumlarda gerekçe gösterme yükümlülüğü kişilerin hukuka olan güvenlerinin sarsılmaması için hayati önemdedir (Mehmet Okyar, B. No: 2017/38342, 13/2/2020, § 29).

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kural
olarak adil bir yargılama sürecini sağlamaya yönelik teminatlar içermektedir. Bu bakımdan
adil yargılanma hakkı davanın taraflardan biri lehine sonuçlanmasını güvence altına
almamakta, diğer bir ifadeyle adil yargılanma hakkı temel olarak yargılama sürecinin ve
usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini teminat altına almaktadır (Erdal Sonduk
[GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, § 38).

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve buna uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır.

Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesi için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 3

Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan
mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla
kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir.
Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz[1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

İdare Mahkemesi “Gerekçesiz Red” Verirse Ne Yapılmalı?

            İdare mahkemesinin davanızı gerekçesiz bir şekilde reddetmesi durumunda izlenmesi gereken usuli süreç şu şekildedir:

İstinaf ve Temyiz Aşamasında Gerekçe Eksikliğinin İleri Sürülmesi

            İYUK uyarınca, gerekçe eksikliği öncelikle bir bozma ve kaldırma sebebi olarak istinaf (Bölge İdare Mahkemesi) veya temyiz (Danıştay) mercii önüne taşınmalıdır. Dilekçede, ilk derece mahkemesinin hangi somut iddiayı cevapsız bıraktığı ve bu durumun adil yargılanma hakkını nasıl zedelediği açıkça belirtilmelidir. Bu aşamada ileri sürülmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi tarafından dikkate alınmayacaktır. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru hakkında alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık almanız ileride yaşayacağınız hak kayıplarının önüne geçecektir. Zira Anayasa Mahkemesi bir üst merci olarak hareket etmez, yargılama sürecindeki Anayasaya aykırılıkları incelemektedir. 

AYM Bireysel Başvuru Süreci

            İdari yargıda kanun yolları tüketilip karar kesinleştikten sonra, 30 günlük kesin süre içinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılmalıdır. 30 günlük süre iç hukuk yolları tüketildikten sonra veya kesin kararı öğrenmeden itibaren başlar. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda süre takibi hayati önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurunuz ne kadar haklı olduğunuza bakılmaksızın öncelikle süreden incelenecektir.  Başvuru formunda; idare mahkemesinin gerekçesiz kararının Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan Adil Yargılanma Hakkı kapsamındaki Gerekçeli Karar Hakkını ihlal ettiği kronolojik ve hukuki delillerle açıklanmalıdır.

            Uygulamada Genellikle; İdare mahkemelerinin yoğun iş yükü gerekçesiyle matbu formüllerle verdiği red kararları, kanun yollarında (istinaf/temyiz) her zaman bozulmamakta, bu da AYM nezdinde yapılacak bireysel başvuruların önemini artırmaktadır. AYM ihlal kararı verdiğinde, dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili idare mahkemesine gönderilir ve mahkeme bu kez anayasal normlara uygun, gerçek bir gerekçe yazmak zorunda kalır. Anayasa Mahkemesinin vereceği yeniden yargılama kararı mutlaka kararın değişeceği anlamına gelmemektedir. Yeniden yargılama ile birlikte mahkemeler yargılamanın ihlal edilen Anayasal hakların gözetilerek yeniden yargılama yapılmasını gerektirmektedir. 

            Kamu personeli mevzuatı, disiplin hukuku ve anayasa yargısı usulleri, sarmal yapıda ve katı şekil şartlarına bağlı hukuk dallarıdır. Haklı olunan bir davada, dilekçelerin hukuki nitelendirmesindeki eksiklikler veya hak arama sürelerinin kaçırılması, davanın usulden reddine sebebiyet verebilir. İdarenin işlem ve eylemlerine karşı açılacak iptal davalarında ve akabinde yürütülecek AYM bireysel başvuru süreçlerinde, idare hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatın profesyonel hukuki desteğinden faydalanılması, hakların etkin bir şekilde savunulması ve olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru için Karslıoğlu Hukuk ile iletişime geçebilirsiniz.

Kaynak: Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek Başvurusu (Başvuru Numarası: 2020/2003) Karar Tarihi: 18/9/2025

Kerem Yılmaz Başvurusu Başvuru Numarası: 2019/24244 Karar Tarihi: 27/11/2024

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Karslıoğlu Hukuk

Karslıoğlu Hukuk & Danışmanlık olarak vizyonumuz; sürekli değişen hukuki sistem içerisinde müvekkillerimize öncü, yenilikçi ve stratejik çözümler sunarak, hukuk alanında güvenilir ve saygın bir marka olmaktır. Amacımız, özellikle idare hukuku, miras hukuku, ceza hukuku ve boşanma hukuku alanlarında sunduğumuz uzmanlıkla sektörde fark yaratmak ve adaletin güçlenmesine katkıda bulunmaktır.

İletişim