Atamanın İptali Davası ve Dava Süreci (Güncel Kararlar)

                Önceki yazılarımızda atamanın iptali davası ile ilgili detaylı bilgilere yer verilmişti. Bu yazımızda da yine kısa bir özet ve almış olduğumuz örnek güncel bir kararımız yer almakta. Kişisel verilerin korunması gereğince isim ve dosya esas numarası paylaşamamaktayız. Konuyla ilgili bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

                Atamanın İptali Davası ve Dava Süreci
                Atama işlemleri, kamu hizmetlerinin etkin ve adil bir şekilde yürütülmesi için idare tarafından gerçekleştirilen önemli süreçlerdir. Ancak her idari işlem gibi atamalar da hukuka uygun olmak zorundadır. Hukuka aykırılık şüphesi bulunan bir atama işlemi, ilgili kamu görevlileri tarafından atamanın iptali davasına konu edilebilmektedir. Bu dava, kamu görevlilerinin haklarını koruma ve idarenin keyfi uygulamalarını engelleme açısından kritik öneme sahiptir.

                Atamanın İptali Davasının Kapsamı
Atamanın iptali davaları, genellikle şu durumlarda açılır:
1. Usule Aykırılık: Atama işleminin ilgili yasal düzenlemelere uygun yapılmaması.
2. Yetki Gaspı: İşlemin yetkili olmayan bir merci tarafından gerçekleştirilmesi.
3. Hakkaniyetin İhlali: Atamanın kamu yararına değil, kişisel ya da keyfi sebeplerle yapılması.
Bu tür davalar, idari işlemlerde şeffaflık ve adalet sağlama işlevi görür.

                Hukuki Süreç ve Süreler
                Atamanın iptali davası açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren 60 gündür. Dava, işlemi yapan idari birimin bulunduğu yerdeki idare mahkemesine açılır. Davacı, idari işlemin hukuka aykırılık gerekçelerini somut delillerle ortaya koymalıdır.

                Mahkemenin Karar Süreci
                İdare mahkemesi, dava konusu işlemi incelerken hukuka uygunluk denetimi yapar. Eğer işlemde mevzuata aykırılık tespit edilirse, atama iptal edilir. İptal kararı, işlemin etkisiz hale gelmesiyle sonuçlanır ve davacı lehine hak kaybının önlenmesi sağlanır.

                Atamanın İptali Davasının Önemi
Bu dava türü, kamu görevlilerinin liyakat esaslarına uygun şekilde atanmasını güvence altına alır. Aynı zamanda idarenin takdir yetkisini keyfi şekilde kullanmasını önler. Bu, kamu hizmetlerinin adaletli bir şekilde yürütülmesi ve toplumun idareye olan güveninin korunması için hayati bir öneme sahiptir.
Sonuç olarak, atamanın iptali davası, bireylerin haklarını koruma ve idari işlemlerin hukuk sınırları içinde kalmasını sağlama açısından etkili bir yargı yoludur. Bu süreç, sadece bireylerin değil, kamu hizmetlerinin de daha etkin ve adil bir şekilde işlemesine katkıda bulunur.

Atamanın İptali Güncel Kararımız
T.C.
ANKARA
10. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/…

KARAR NO: 2024/….
DAVACI:…….
VEKİLİ: Av. Ülkü Seda KARSLIOĞLU
DAVALI: ………… Müdürlüğü
DAVANIN ÖZETİ: Ankara ………. çalışmakta olan davacı tarafından, …… Emniyet Müdürlüğü ………………Şube Müdürlüğüne naklen atamasının yapılmasına dair …../……/2024 tarihli, …….. sayılı işlemin; hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, özel harekat branşından çıkarılma işlemine karşı açılan davanın derdest olduğu, donanımlı bir özel harekat mensubu olduğu, dava konusu atama işleminin gerekçesiz olduğu, Yönetmelikte belirtilen atama koşul ve şartlarına uyulmadan işlem tesis edildiği ileri sürülerek, iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacının eşdeğer rütbe ve görevde görevlendirildiği, parasal ve özlük haklarında herhangi bir kaybının olmadığı, iç güvenlik hizmetlerinin yürütüldüğü emniyet hizmetlerinde idarenin naklen atama konusunda geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu ileri sürülerek, davanın reddine karar verilmesi savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara 10. İdare Mahkemesi’nce, davacı vekilinin …/…./204 havale tarihli dilekçesi ile duruşma talebinden vazgeçtiği görülüp duruşma yapılmaksızın, dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü.
Dava, Ankara …………… çalışmakta olan davacı tarafından,……… Emniyet Müdürlüğü ……………. Şube Müdürlüğüne naklen atamasının yapılmasına dair …../…./2024 tarihli, ……. sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesinin 1. fıkrasında, “Kurumlar görev ve ünvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 nci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki kadrolara naklen atayabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 96. maddesinde de, “Emniyet Umum Müdürlüğü; merkez ve vilayetler teşkilatında maaş veya ücretle istihdam etmekte olduğu her hangi bir memur veya müstahdemi, ifası emniyet Umum Müdürlüğüne ait bir iş için orada emniyet teşkilatı ve münhal vazife bulunup bulunmaması ile mukayyet olmaksızın, kadroda gösterilen tahsisatile dilediği yerde kullanabilir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca idarelere kamu görevlilerini naklen atamaları konusunda takdir yetkisi tanındığı, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 96. maddesinde ise, emniyet personelini naklen ataması konusunda idarenin sahip olduğu bu takdir yetkisinin daha geniş tutularak, Emniyet Genel Müdürlüğünün emniyet teşkilatı ve münhal vazife bulunup bulunmaması ile bağlı olmaksızın, personeli kadroda gösterilen tahsisat ile dilediği yere atayabileceği öngörülmüştür. Güvenlik hizmetinin süreklilik, aciliyet, hassasiyet ve önem arz eden bir mahiyette bulunması, bu hizmetteki herhangi bir aksamanın veya gecikmenin bireylerin ve toplumun can ve mal emniyeti bakımından telafisi olmayacak ağır sonuçlara yol açacak bir özelliğe sahip olması göz önüne alındığında, idareye personelini atama konusunda tanınan bu geniş takdir yetkisi, güvenlik hizmetinin nitelik ve özelliğinden kaynaklanan zorunlu ve doğal bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak bu yetki de sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmetin gerekleri ile sınırlı olup, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının davanın taraflarınca kanıtlanması ya da bu hususun yargı mercilerince saptanması halinde bu durumun idari işlemin iptalini gerektireceği yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bakanlar Kurulu kararı ile kabul edilen ve 11/09/1992 tarihli ve 21342 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, “Genel atama döneminin”, her yıl Mayıs ve Haziran aylarında bu Yönetmelikte gösterilen esaslara göre yapılan atama dönemini, “Zamandışı atama”nın ise, genel atama ve mazeret atama dönemleriyle bağlı kalınmaksızın bu Yönetmelikte belirtilen sebeplerle yılın her ayında yapılan atamaları ifade edeceği belirtilmiş; “Bölgelerde Hizmet Zorunluluğu” başlıklı 5. maddesinde, personelin, atandığı bölgede, bu Yönetmelik ile kalması öngörülen süreden önce alınmasını gerektiren bir sebep olmadıkça, o bölge için tespit edilmiş süre kadar hizmet görmesinin zorunlu olduğu; “Bölgelerarası Yer Değiştirme” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında ise, atamaların, 18. ve 19. maddelerdeki hükümler saklı kalmak kaydıyla her yıl genel atama döneminde ve bu Yönetmelikte gösterilen esaslara göre yapılacağı öngörülmüştür.
Anılan Yönetmeliğin “Zamandışı Atama” başlıklı 19. maddesinde, “Aynı i l içerisindeki farklı birimler arasında, birimlerin kendi içinde veya aşağıdaki yazılı hallerde genel atama zamanına bağlı kalınmaksızın her zaman atama ve yer değiştirme yapılabilir.
a) Emniyet ve asayişe ilişkin sebepler.
b) Birimlerin kuruluşu, değişikliği veya kaldırılması.
c) Personelin gördüğü kurs veya öğrenimle ilgili kadrolara atanma zorunluluğu.
d) Personelin eşinin veya çocuğunun vefatı.
e) 34 üncü veya 35 inci maddelerdeki şartların ortaya çıkması.
f) Deprem, heyelan ve sel baskını gibi tabii bir afet sebebiyle hizmet yaptığı bölgede evi
yıkılan personelin kendi isteği üzerine.
g) Mevzuat değişikliği.
h) Personelin can güvenliği sebebiyle çalıştığı birimde hizmet görme imkânını
kaybettiğinin en üst birim amirince tespit edilmesi.”; “Yetkili Amirlerin Teklifi Üzerine Yer Değiştirme” başlıklı 34. maddesinde, “Kendisinin ve/veya aile fertlerinin tutum, davranış ve fiilleri nedeniyle bulunduğu yerde görev yapma niteliğini kaybettiği değerlendirilen personelin yer değişikliği, gerekçeleri ile birlikte teklif edilebilir. Bu teklif illerde il emniyet müdürünün önerisi üzerine valiler tarafından Bakanlığa, merkez teşkilatı ile doğrudan merkeze bağlı taşra teşkilatında ise birim amirleri tarafından Genel Müdürlüğe yapılır. Yer değişikliği teklifleri Genel Müdürlükçe değerlendirilir. Yer değiştirmenin gerekli olup olmadığı hususunda müfettiş marifetiyle inceleme yaptırılabilir. Yer değişikliği teklifi uygun görülen personelin yeri, hizmet sürelerine ve yer değiştirme zamanına bakılmaksızın aynı bölge içinde veya başka bir bölgede olmak üzere değiştirilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Ankara …………….. görev yapan davacı tarafından, ………. Müdürlüğü ……….. Şube Müdürlüğüne naklen atamasının yapılmasına dair …../…/2024 tarihlİ, ….. sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde yer verilen düzenlemeler uyarınca, Yönetmelik kapsamındaki emniyet personelinin iller arası yer değiştirmesi ile ilgili genel atama işlemlerinin her yılın Mayıs ve Haziran aylarında yapılması gerekmektedir. İller arası naklen atamalarla ilgili genel kural bu şekilde olmakla birlikte Yönetmelik’te istisnai olarak sayılan durumların ortaya çıkması halinde yılın her ayında atama yapılmasına olanak verildiği tartışmasızdır. Ancak bu şekilde atama yapılabilmesi için Yönetmeliğin “Zamandışı atama” başlıklı 19. maddesinde sekiz madde halinde sayılan sebeplerden birinin gerçekleşmiş olması ya da “Yetkili Amirlerin Teklifi Üzerine Yer Değiştirme” başlıklı 34. maddesinde belirtilen nedenlere dayalı olarak yapılan bir teklifin bulunması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, atama işleminin hizmet gereği tesis edildiği belirtilmekte ise de, davacının devam eden adli ve idari soruşturmasının bulunmadığı, Yönetmeliğin zaman dışı atama öngördüğü hallerin varlığına dair herhangi somut bilgi ve belge sunulmadığı, davacının özel harekat branşından çıkarılmış olmasının tek başına Edirne İl Emniyet Müdürlüğüne atanmasını gerektirecek bir sebep olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından özel harekat branşından çıkarılmasına dair kararın iptali istemiyle açılan davada, …… İdare Mahkemesinin E:…..esas sayılı dosyasında …../…../2024 tarihinde iptal kararı verildiği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
1-) Dava konusu işlemin iptaline,
2-) Aşağıda dökümü yapılan ………….. TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi uyarınca belirlenen …………. TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
3-) Artan gider avansının (banka hesap bilgileri de verilmek suretiyle) talep edilmesi hâlinde derhâl ve talep edilmemesi hâlinde ise kararın kesinleşmesinden sonra (banka hesap bilgileri de verildikten sonra) re’sen Mahkememizce ilgilisine iadesine,
Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf yolu açık olmak üzere, …./…./2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Karslıoğlu Hukuk

Karslıoğlu Hukuk & Danışmanlık olarak vizyonumuz; sürekli değişen hukuki sistem içerisinde müvekkillerimize öncü, yenilikçi ve stratejik çözümler sunarak, hukuk alanında güvenilir ve saygın bir marka olmaktır. Amacımız, özellikle idare hukuku, miras hukuku, ceza hukuku ve boşanma hukuku alanlarında sunduğumuz uzmanlıkla sektörde fark yaratmak ve adaletin güçlenmesine katkıda bulunmaktır.

İletişim