- Av. Ülkü Seda KARSLIOĞLU
- Aile Hukuku
- Temmuz 4, 2024
BOŞANMA DAVASINDA HUKUKA AYKIRI DELİLLER
Boşanma davaları, tarafların kişisel yaşamı ile iç içe olan dava türlerinin başında gelmektedir. Durum böyle iken tarafların zina iddialarını ispatlamaları için birbirlerinin özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği sık rastlanılan bir durumdur. Aldatıldığını düşünen ve kendince elinde delilleri olan taraf, duygusal davranarak bu delillerin karşı tarafın kişisel haklarını ihlal edip etmediğini düşünememektedir. Bu şekilde açılan davalarda da özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği deliller ortaya çıkmaktadır. Aldatılan eş, kendisini ispatlama yolunda aslında suç işlemektedir.
HMK. md. 189’a göre taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Yine bu maddeye göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıânın ispatında dikkate alınamaz.
Yargıtay, boşanma davasına sunulan delilleri değerlendirirken ‘’zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir’’ ilkesini benimsemektedir. Bu ilkeye göre boşanma davasına sunulan delillerin tuzak yoluyla elde edilmiş olmaması gerekmektedir. Deliller ancak tesadüfen ele geçirilirse veya somut olayın gereklerine göre hukuka uygun olduğu, delili sunan tarafça ispat edilebilirse hükme esas alınabilecektir. Tuzak yoluyla elde edilmiş deliller, hukuka aykırı olduğu için hükme esas alınamayacaktır. Zirâ bu delillerin kabul edilmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi pek çok suç işlenerek elde edildiği için boşanma davasında hukukun mantığına aykırıdır. Hukuk, haksız bir durumun varlığını başka bir haksız durum ile gidermeyi amaçlamaz.
Gizli çekilen fotoğraflar, gizli kaydedilen ses kayıtları veya görüntüler, dedektif yoluyla elde edilen deliller, şifreli telefondan gizlice alınan mesaj/konuşma kayıtları gibi karşı tarafın rızasının bulunmadığı her türlü delil hukuka aykırı olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda sayılan delil elde etme yöntemleri çoğu zaman özel hayatın gizliliğini ihlal ederken Yargıtay tarafından verilen birtakım kararlarda da taraflarca tutulan günlüklerin; kişisel veri sayılmadığı, herkesin ulaşabileceği yerde bulunması sebebiyle bu günlüklerde yer alan bilgilerin boşanma davasına delil olarak sunulabileceği kabul edilmiştir. İlgili karar aşağıda alıntılanmıştır:
“Diğer taraftan özel hayatın gizli alanları, özel hayatın gizli alanını ilgilendiren delillerle ispat edilebilir. Nasıl ki, kadın başka bir erkekle müşterek hanedeki yatak odasında sevişirken koca tarafından kapı kırılarak içeri girilmesinde hukuka aykırılıktan söz edilemezse, ortak yaşanan evde bulunduran not defterinin elde edilmesi de hukuka aykırı olarak değerlendirilemez. Eşlerin evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları yasal bir zorunluluktur. Kadının bu konulardaki özel yaşamı, evlilik ile bir araya geldiği hayat arkadaşı kocayı da en az kadın kadar ilgilendirmektedir. Bu nedenle de davalıya ait hatıra defterinin delil olarak değerlendirilmesinde kuşkuya düşmemek gerekir.” şeklinde hüküm kurmuştur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.09.2002 T. 2002/2-617 E. 2002/648 K.)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise yukarıdaki bahsi geçen Hukuk Genel Kurulu kararı ile aynı esaslara dayanarak, 20.10.2008 tarihli kararında, eşinin sadakatinden kuşkulanan davalının, eşlerin birlikte yaşadıkları ortak konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde özel hayatın gizliliğini ihlal olarak görmemiştir.
Yukarıda bahsi geçen iki kararda da Yargıtay, söz konusu delillerin eşlerin ortak yaşadıkları konuttan alınmış olmasını boşanma davasının zaten kişilerin özel yaşamını ilgilendiren davalar olması ve ortak konutun gizli mekan olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile delillerin hukuka aykırı yolla elde edilmediğine hükmetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.03.2017 tarihli bir kararında; davacı kocanın, karısından habersiz şekilde yaptığı ses kayıtlarına dayanarak açtığı boşanma davasında, habersiz yapılan ses kaydının, kadının özel hayatının gizliliğini ihlal ettiğine ve söz konusu kayıtların hukuka aykırı yolla elde edilmesi nedeni ile kullanılamayacağına hükmetmiştir.
Her ne kadar hukuka aykırı olarak görülen, gizli elde edilmiş olan deliller hükme esas alınmasa da ceza davalarındaki gibi hukuk davalarında da tarafların ispat için başka yolları yoksa elde edilen delillerin daha esnek yorumlanması gerekmektedir. Ancak bu şartla ‘’zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir’’ ilkesinde yer alan zehirli ağacın zehirlemiş olduğu mağdurun hakkını araması sağlanabilecektir.
