1. TAM YARGI DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ

İdare, kamu gücüne dayanarak tek taraflı irade açıklamasıyla idari işlem ya da işlemler tesis edebilmektedir. Bu işlemler; kişinin temel hak ve özgürlüklerinde, sahip olduğu statüde ve hatta mülkiyet hakkında dahi ciddi etkiler doğurabilmektedir. Bu kadar geniş bir alanda kamu gücünden kaynaklı olarak işlem yapmaya yetkisi olan idarenin, hukuka aykırı işlemlerinde ortaya çıkardığı zararları gidermesi de zorunludur. Bahsi geçen zorunluluğun kaynağı direkt olarak Anayasa madde 125’tir. İlgili maddeye göre ‘’İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.’’ Maddede anılan yükümlülük, idari yargı denetimi kapsamında açılan tam yargı davaları ile karşılık bulmaktadır.

İdari işlemden kaynaklanan tam yargı davalarındaki amaç, kişinin maruz kaldığı hukuka aykırı işlemden doğan zararının giderilmesidir. Hukuk düzenimiz, kamu gücünü kullanarak tek taraflı işlem yapmaya yetkili olan idare ile kişi arasında tam yargı davası ile bir menfaat dengesi kurmakta, kişinin haklarını korumanın yolunu açmaktadır. İdare hukukundaki tam yargı davasının, daha kolay anlaşılabilmesi adına özel hukuktaki maddi-manevi tazminat davasında denk düştüğü söylenebilmektedir.

Tam yargı davaları başlıca; memurlara haksız yere verilen disiplin cezalarında, orantısız uygulanan idari yaptırımlarda ve hatta idare tarafından gerçekleştirilen inşaat sonucunda yanlışlıkla dahi olsa başkasının malına verilen zararın giderilmesinde başvurulan bir dava yolu olup, alanı örneklerle sayılamayacak kadar geniştir.

Tam yargı davaları özellikle iptal davaları ile sıkı ilişki içindedir. Hukuka aykırı bir işlemden kaynaklı iptal davası ile tam yargı davası birlikte açılabileceği gibi iptal davası kesinleştikten sonra da tam yargı davası açılabilmektedir.

İYUK m.2/1-b tam yargı davasını, “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar.” olarak tanımlamıştır. Bu tanım uyarınca, idari işlemden kaynaklanan tam yargı davası, idarenin hukuka aykırı bir idari işlemi sonucunda meydana gelen zararın giderilmesini konu edinmektedir. Ayrıca davayı açabilecek kişinin de zarardan doğrudan etkilenen kişi olması gerektiği belirtilmektedir.

B. İDARİ İŞLEMDEN KAYNAKLANAN TAM YARGI DAVASININ ŞARTLARI

1. İdari İşlemin Varlığı

Yukarıda genel olarak değinildiği üzere tam yargı davasının konusunu, idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği idari işlemler oluşturmaktadır. Disiplin cezaları, atama ve görevden alma işlemleri, ruhsat iptalleri ve idari yaptırımlar bu kapsamda sayılabilmektedir.

2. İdari İşlemin Hukuka Aykırı Olması

İdarenin sorumluluğunun doğabilmesi için kural olarak işlemin hukuka aykırı olması gerekmektedir zira hukuka uygun olarak tesis edilmiş bir idari işlemin doğurduğu zararın tazmin edilmesi mümkün değildir. Hukuka aykırılık; yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından herhangi birine ilişkin olabilmekte, bu unsurlardan birinin bile yokluğu halinde doğan zarardan idarenin sorumluluğu gündeme gelmektedir.

3. Zarar ve İlliyet Bağı

Tam yargı davasında tazmini istenen zarar;

  • Maddi zarar
  • Manevi zarar

şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Zarar ile idari işlem arasında uygun bir nedensellik bağının bulunması zorunludur. İdarenin işleminden bağımsız zararların ortaya çıkması, sorumluluğun idare açısından doğmasına engel olacaktır.

C. İPTAL DAVASI İLE TAM YARGI DAVASI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Tam yargı davaları gibi iptal davaları da hukuka aykırı bir işlemin gerçekleşmesinden doğmaktadır. Haliyle iptal davasının sonucunda, kişi maddi ve manevi zarara uğramakta, bunun giderilmesi için tam yargı davasına başvurabilmektedir. İdari işlemden kaynaklanan tam yargı davaları ile iptal davaları arasındaki yakın ilişki, üç farklı biçimde ortaya çıkmaktadır:

1. İptal Davası ile Tam Yargı Davası Birlikte Açılabilir

İYUK m.12 uyarınca, ilgililer aynı dilekçede hem iptal hem de tam yargı talebinde bulunabilmektedirler.

2. Tam Yargı Davası İptal Davasından Sonra Açılabilir

İdari işlemin iptal edilmesinden ve kararın kesinleşmesinden sonra bu iptal kararına dayanılarak uğranılan zararların tazmini talep edilebilmektedir.

3. Doğrudan Tam Yargı Davası Açılabilir

Bazı hâllerde iptal davası açılmaksızın doğrudan tam yargı davası açılması mümkündür. Özellikle işlemin uygulanması sonucu zararın gerçekleşmiş olması bu duruma örnektir.

D. SONUÇ

İdari işlemden kaynaklanan tam yargı davası, idarenin hukuki sorumluluğunun ve hukuk devleti ilkesinin somut bir görünümüdür. Bu dava türü, bireylerin idarenin hukuka aykırı işlemleri karşısında uğradıkları zararların giderilmesini sağlayarak idare-birey dengesini korumaktadır. Anayasa ve İYUK hükümleri çerçevesinde güvence altına alınan tam yargı davaları, idari yargı sisteminin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Aksi halde kamu gücünü elinde bulunduran idare ile kişi arasındaki orantısız güç dengesinin tesis edilmesi mümkün olmayacaktır ve bu durum hukuk devletleri açısından kabul edilebilir bir durum değildir.

Tam yargı davaları teknik, süreye bağlı ve içtihat ağırlıklı davalardır. Bu nedenle sürecin başından itibaren bir idare hukuku avukatıyla çalışmak, hak kaybını önler ve tazminatın tam ve doğru şekilde alınmasını sağlar.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Karslıoğlu Hukuk

Karslıoğlu Hukuk & Danışmanlık olarak vizyonumuz; sürekli değişen hukuki sistem içerisinde müvekkillerimize öncü, yenilikçi ve stratejik çözümler sunarak, hukuk alanında güvenilir ve saygın bir marka olmaktır. Amacımız, özellikle idare hukuku, miras hukuku, ceza hukuku ve boşanma hukuku alanlarında sunduğumuz uzmanlıkla sektörde fark yaratmak ve adaletin güçlenmesine katkıda bulunmaktır.

İletişim