- Av. Ülkü Seda KARSLIOĞLU
- İdare Hukuku
- Aralık 19, 2025
1. Üniversite Hastanelerinde Çalışan SBA Asistan Hekimleri Neden Daha Düşük Teşvik Ek Ödemesi Alıyor?
Üniversite hastanelerinde Sağlık Bakanlığı (SBA) adına uzmanlık eğitimi gören asistan hekimler, son dönemde ciddi bir mali hak kaybı ile karşı karşıyadır. Aynı işi yapan, döner sermayeye benzer katkıyı sunan ve aynı kadro statüsünde bulunan hekimler arasında, sadece görev yaptıkları kurumun farklı olması (Şehir Hastanesi yerine Üniversite Hastanesi) nedeniyle ortaya çıkan bu teşvik ek ödemesi farkı, hukuka aykırı bir sonuç doğurmaktadır.
2. Ek Ödeme Farklılığının Gerekçesi Olarak Neler Sunuluyor?
Üniversite hastanelerinde görev yapan SBA asistanları, aynı şehirdeki bir şehir hastanesinde çalışan meslektaşlarına oranla çok daha düşük teşvik ödemesi almaktadır. Kurumlar bu farkı savunurken; ödemelerin 2547 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklere göre yapıldığını, hesaplamaların standart olduğunu ileri sürmektedir. Farklılığın ise personelin vergi matrahı, aktif çalışma gün sayısı ve dönem katsayısı gibi bireysel parametrelerden kaynaklandığını iddia ederek eksik ödeme taleplerini reddetmektedirler. Ancak burada açık bir fark olduğu, idarenin basmakalıp bir gerekçeyle sağlık personelinin taleplerini reddettiği açıktır.
3. Normlar Hiyerarşisi ve Mevzuat: Eksik Ödemelerin Hukuka Aykırılığı Nasıl Kanıtlanır?
Sağlık personelinin ek ödeme hakları; en üstte Anayasa olmak üzere, kanunlar ve yönetmeliklerden oluşan katı bir “normlar hiyerarşisi” içinde koruma altına alınmıştır. Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan bu hiyerarşiye göre; alt sırada yer alan bir düzenleme (yönetmelik veya idari karar), üst sırada yer alan bir düzenlemeye (kanun ve Anayasa) aykırı hükümler içeremez ve üst normun sağladığı hakları daraltamaz.
Mevcut uyuşmazlığın ana ekseni, üniversite yönetimlerinin uygulama aracı olarak kullandığı “Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerinin, kendisinden üstün olan 2809 sayılı Kanun ile çelişmesidir. İdare, yönetmeliğin kendisine verdiği katsayı belirleme yetkisini kullanarak işlem tesis etse de, bu işlem kanunun emrettiği “mali eşdeğerlik” sınırının altında kaldığı anda hukuki geçerliliğini yitirmektedir.
Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca yönetmelikler, ancak kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve onlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilir. SBA asistan hekimlerine uygulanan eksik teşvik ödemelerinde ise durum tam tersidir: Yönetmelik dayanak gösterilerek tesis edilen idari işlemler, kanunla güvence altına alınan “tazminat ve eşitlik” hakkının önüne geçirilmektedir. Bu durum, sadece bir hesaplama hatası değil, hukuk piramidinin tepetaklak edilmesi anlamına gelen açık bir hiyerarşik ihlaldir.
Dolayısıyla mahkemeler, uyuşmazlığı çözerken yönetmelik hükümlerini değil, hiyerarşide daha üstte yer alan ve idareyi “Sağlık Bakanlığı emsalinden az ödeme yapamazsın” şeklinde bağlayan kanun hükmünü esas almak zorundadır.
3.1. Sağlık Bakanlığı Asistanlarının Mali Hakları ve Emsal Eşitliği
Uyuşmazlığın çözümünde başvurulacak en temel ve en güçlü hukuki dayanak, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu‘nun Geçici 3. maddesidir. Bu madde, lafzı ve ruhu itibarıyla idareye takdir yetkisi tanımayan, emredici bir hüküm niteliğindedir: “Üniversitelerde tıpta uzmanlık öğrenimi yapmakta olanlara verilecek aylık ve her türlü ödemelerin net tutarı, Sağlık … Bakanlığının aynı durumda bulunan personeline verilen … net tutardan az olması halinde aradaki fark kendilerine … tazminat olarak ilgili üniversite bütçesinden ödenir.” Bu hüküm, idare için bir tercih veya takdir yetkisi değil, açık bir yasal zorunluluktur.
3.2. Anayasa’nın 18. Maddesi ve Angarya Yasağı
Mahkeme kararlarında isabetle belirtildiği üzere, bir hekimin döner sermaye gelirine fiili olarak katkı sunmasına rağmen, emsali olan bir başka hekimden daha az ödeme alması, Anayasa’nın 18. maddesinde düzenlenen “Angarya yasağı” ilkesinin açık bir ihlalidir. Bu uygulama, hekimlerin emeği döner sermaye gelir havuzuna doğrudan katkı sağlarken, emeklerinin bir kısmının karşılıksız bırakılması nedeniyle angarya teşkil etmektedir.
3.3. İdarenin Takdir Yetkisinin Hukuki Sınırları ve “Eşitlik İlkesi”
İdare hukukunda takdir yetkisi, kamu hizmetlerinin değişken ve dinamik yapısına uyum sağlamak amacıyla, kanun koyucu tarafından idareye tanınan bir hareket serbestisidir. Ancak bu yetki, idareye sınırsız bir özgürlük alanı tanıyan “mutlak bir güç” değil aksine, hukuk devleti ilkesi gerği belirli kriterlerle sınırlandırılmış bir bağlı yetki-takdir yetkisi karmasıdır.
3.3.1 Takdir Yetkisinin Sınırı: Kamu Yararı ve Hizmet Gerekleri
Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, idare takdir yetkisini kullanırken “kamu yararı” ve “hizmet gerekleri” ile sınırlıdır. Üniversite yönetimlerinin döner sermaye dağıtım katsayılarını belirleme yetkisi, asistan hekimlerin emeğinin karşılığını vermemek veya emsalleri arasında mali uçurumlar yaratmak için kullanılamaz. Bir yetkinin kullanım amacı, o yetkiyi veren kanun hükmünün amacıyla örtüşmek zorundadır.
3.3.2 Normlar Hiyerarşisi ve Yetki Tecavüzü
2809 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi, asistan hekimlere yapılacak ödemelerin Sağlık Bakanlığı’ndaki emsallerinden az olamayacağını “emredici” bir şekilde düzenlemiştir. İdarenin takdir yetkisi, ancak kanunun açıkça düzenlemediği alanlarda veya kanunun çizdiği sınırlar içerisinde geçerlidir. Kanun koyucunun “az olamaz” diyerek alt sınır çizdiği bir noktada, idarenin katsayı belirleme yetkisini kullanarak bu sınırın altına düşmesi, bir takdir yetkisi kullanımı değil; açık bir yetki tecavüzü ve normlar hiyerarşisi ihlalidir.
3.3.3 Eşitlik İlkesi ve “Aynı Durumdaki Kişilere Farklı Muamele” Yasağı
Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, idari işlemlerin yargısal denetiminde en temel ölçüttür. SBA kadrosunda olup üniversite hastanesinde çalışan bir hekim ile yine SBA kadrosunda olup şehir hastanesinde çalışan bir hekim, uzmanlık eğitimi ve sunulan sağlık hizmeti bakımından hukuken aynı durumdadır. İdarenin katsayı belirleme serbestisini kullanarak, sadece fiziksel mekan (kurum) farklılığına dayanarak mali haklar arasında bariz bir fark yaratması;
Ölçülülük ilkesine,
Hakkaniyete,
Ve idarenin kendi personeline karşı gözetmekle yükümlü olduğu sadakat ve koruma borcuna aykırılık teşkil eder.
Sonuç olarak; üniversite yönetimlerinin “bizim döner sermaye gelirimiz düşük” veya “yönetmelik bize katsayı belirleme yetkisi veriyor” şeklindeki savunmaları, anayasal bir hak olan eşitlik ve kanuni bir zorunluluk olan mali denklik karşısında hukuki geçerliliğini yitirmektedir. İdare, takdir yetkisini ancak kanunun emrettiği asgari standartları (tazminat ödemesi dahil) sağladıktan sonra, bu standardın üzerindeki dağıtım usulleri için kullanabilir.
4. Teşvik Ödemelerindeki Hukuksuzluğun 4 Temel Nedeni
Uyuşmazlığın özü, üniversite idaresinin kendisine tanınan takdir yetkisini hatalı yorumlamasından kaynaklanmaktadır. Bahse konu hukuki sorun maddeler halinde şu şekilde özetlenebilir:
- Normlar Hiyerarşisi İhlali: Yönetmelik, kanun hükmünü geçersiz kılamaz.
- Açık Kanun Hükmü: 2809 sayılı Kanun’daki eşitlik hükmü mutlak bağlayıcıdır.
- Hakkaniyetsizlik: Sadece kurum farkı nedeniyle ücret adaletsizliği yapılamaz.
- Angarya Oluşturma: Emeğin karşılığının tam ödenmemesi Anayasal suçtur.
5. Eksik Teşvik Ödemesi Alan Sağlık Personeli Dava Süreci
Haklı bir talebi olan ve yukarıda açıklanan duruma benzer bir mağduriyet yaşayan sağlık personelinin, hakkını aramak için izlemesi gereken hukuki yol belli adımlardan oluşmaktadır.
5.1. İlk Adım: İdareye Yazılı Başvuru ve Geriye Dönük Ödeme Talebi
İdari yargıda dava açmadan önce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince, ilgili idareye başvurarak hakkın talep edilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu kapsamda, mağdur olan hekim, bağlı olduğu Üniversite Rektörlüğü’ne hitaben bir dilekçe ile başvurmalıdır.
5.2. İdari Dava Açma Süreci: 60 Günlük Kritik Hak Düşürücü Süreye Dikkat!
İdareye yapılan başvuruya 30 gün içinde cevap verilmemesi veya olumsuz cevap verilmesi durumunda dava açma hakkı doğar. Bu tarihten itibaren 60 gün içinde, görevli ve yetkili İdare Mahkemesi’nde “iptal ve tam yargı davası” açılmalıdır.
5.3. İdari Davada Neler Talep Edilebilir? Geçmişe Dönük Faiz Alınabilir mi?
Açılacak idari davada mahkemeden şunlar talep edilebilir:
- İdarenin eksik ödeme yapma işleminin iptali.
- Geçmişe dönük tüm alacakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi.
Özetlenen bu hak arama süreci, dilekçe hazırlamaktan dava açmaya kadar idare hukuku alanında uzmanlık gerektiren teknik detaylar içermektedir. Sürelerin takibi ve hukuki argümanların sunulması sürecin başarısı için alanında uzman bir idare hukuku avukatı ile çalışmanız elzemdir.
