Branştan Çıkarma Nedir?

Emniyet Hizmetleri Sınıfında görev yapan polis memurları, görev yaptıkları branşın gerektirdiği şartları taşıdıkları sürece ilgili branşta görevlerini sürdürürler. Ancak belirli şartların ortaya çıkması halinde personelin görev yaptığı branştan çıkarılmasına karar verilebilir. Branştan çıkarma, personelin memuriyetinin sona ermesi anlamına gelmez. Personelin mevcut branş statüsünün sona erdirilerek Yönetmelikte öngörülen şekilde başka bir görev alanında çalıştırılması sonucunu doğuran bir idari işlemdir.

Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği’nde branştan çıkarma sebepleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Branşa aktarmaya esas şartlardan birinin kaybedilmesi, personelin görev yaptığı branşta verimli olamayacağının veya hizmeti olumsuz etkilediğinin bilgi ve belgelerle anlaşılması, bazı disiplin veya değerlendirme süreçlerinin belirli şartlarda gerçekleşmesi ve Yönetmelikte öngörülen diğer durumlar branştan çıkarma sebebi olabilir.

Ancak idarenin bir personeli branştan çıkarabilmesi, yalnızca “branşta verimli olamayacağı değerlendirildi” şeklinde genel bir ifadeye dayanması anlamına gelmez. Özellikle Yönetmelikte bilgi ve belgeye dayalı değerlendirme öngörülen hallerde, idarenin personelin neden branşta verimli olamayacağını, hangi somut olay veya belgelere dayandığını ve bu olayın branş göreviyle bağlantısını ortaya koyması gerekir. İdarenin en önemli hatalarından biri, branştan çıkarma sebebini somutlaştırmadan yalnızca genel ve soyut değerlendirmelerle işlem tesis etmesidir.

Branştan Çıkarma İşlemi Hangi Yönetmeliğe Göre Yapılır?

Branştan çıkarma bakımından temel düzenleme Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği’nin 10. maddesidir. Yönetmeliğin amacı yalnızca personeli branşlara ayırmak değildir. Yönetmeliğin 1. maddesinde branşlaşma işlemlerinin; hizmetin gereklerine uygun, dengeli ve objektif kurallara bağlanması amaçlanmıştır.

Dolayısıyla branştan çıkarma işlemi incelenirken yalnızca “idarenin takdir yetkisi vardır” denilerek sonuca gidilemez. İdarenin tesis ettiği işlem, Yönetmeliğin öngördüğü sistem içerisinde ve objektif olarak değerlendirilmelidir. Gerekçesiz takdirin keyfiyet riskini doğurabileceğini daha önce kaleme aldığımız “İdari İşlemlerde Gerekçe, Belirlilik ve Öngörülebilirlik İlkelerinin Değerlendirilmesi – Güncel Danıştay Kararı” yazımızda detaylıca açıklamıştık.

Yönetmeliğin 10. maddesinin ilk fıkrasına göre personelin branştan çıkarılması için ilgili birim amirince branş komisyonuna gerekçeli teklif yapılması gerekir. Daha sonra personelin durumu branş komisyonunca değerlendirilir. Yönetmeliğin 10/2. maddesinde ise branş komisyonu tarafından branştan çıkarılması uygun görülen personelin, gerekli onay sürecinden geçirilerek branştan çıkarılacağı düzenlenmiştir.

Bu nedenle özellikle olağan branştan çıkarma işlemlerinde gerekçeli teklif – branş komisyonu değerlendirmesi – yetkili makamın onayı şeklindeki işleyişin olması gerekmektedir.

Branştan Çıkarma Sebepleri Nelerdir?

Yönetmeliğin 10/3. maddesi personelin branştan çıkarılmasında aranabilecek durumları düzenlemektedir.

Bunlar arasında;

  1. Branşa aktarmaya esas şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi,
  2. Personelin çalıştığı hizmette verimli olamayacağının veya hizmeti olumsuz etkilediğinin bilgi ve belgelerle anlaşılması,
  3. Belirli şartlarda adli veya idari suç nedeniyle ceza alınması ve buna bağlı olarak branşta verimli olunamayacağının anlaşılması,
  4. Belirli süre içerisinde ikinci kez yazılı ikaz edilme,
  5. Polis-halk ilişkilerinde olumsuz tutum ve davranışların bilgi ve belgelerle anlaşılması,
  6. Branş dışında belirlenen süreden fazla çalışılması,
  7. Periyodik başarı değerlendirmesinde başarının düşük olduğunun tespit edilmesi,
  8. Yönetmelikte ayrıca düzenlenen adli veya idari soruşturma durumları

yer almaktadır. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus şudur: Yönetmelikte bazı branştan çıkarma sebepleri doğrudan “bilgi ve belge” bulunmasını gerektirmektedir.

Örneğin personelin çalıştığı hizmette verimli olamayacağı veya hizmeti olumsuz etkilediği iddia ediliyorsa, bunun yalnızca idarenin soyut değerlendirmesiyle ortaya konulması yeterli olmayabilir. Zira salt iddia ile branştan çıkarma işlemi yapılması genel idare hukuku ilkelerine aykırılık teşkil edeceği gibi keyfi uygulamalara da neden olabilecektir. İdarenin, vardığı sonucu destekleyen somut olguları ortaya koyması gerekmektedir.

Branştan Çıkarma İşleminde Somut Gerekçelendirme

Branştan çıkarma davalarında üzerinde özellikle durulması gereken konulardan biri gerekçedir. Gerekçe, idarenin “neden bu işlemi tesis ettiğini” ortaya koymalıdır. Örneğin; “Personelin branşta verimli olamayacağı değerlendirildi.” şeklindeki tek başına soyut bir ifade, neden verimli olunamayacağının açıklanmasını gerektirir.

Buna karşılık; hangi olayın gerçekleştiği, hangi davranışın tespit edildiği, hangi bilgi ve belgelere dayanıldığı, bu olayın branş görevini nasıl etkilediği, personelin hangi yönüyle branşta görev yapmasının sakıncalı görüldüğü somut olarak açıklanamamışsa burada idari işlemin hukuka aykırı olacağı değerlendirilebilir.

İdari İşlemin Unsurları 

Branştan çıkarma işleminin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde, idare hukukunun temel esaslarından biri olan idari işlemin beş unsuru da dikkate alınmalıdır. İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının tamamının hukuka uygun olması gerekir. İşlemi tesis eden makamın yetkili olup olmadığı yetki unsuru kapsamında; işlemin mevzuatta öngörülen usul ve şekle uygun olarak tesis edilip edilmediği şekil unsuru kapsamında; işlemin dayandığı maddi olay ve hukuki nedenler sebep unsuru kapsamında; işlemin doğurduğu hukuki sonuç konu unsuru kapsamında; işlemin hangi kamu yararı ve hizmet amacıyla tesis edildiği ise maksat unsuru kapsamında değerlendirilir.

Bu unsurlardan herhangi birinde hukuka aykırılık bulunması, somut olayın özelliklerine göre branştan çıkarma işleminin iptalini gerektirebilir.

İdarenin Takdir Yetkisi Sınırsız Değildir

Branştan çıkarma davalarında idarenin sıklıkla ileri sürebileceği savunmalardan biri takdir yetkisidir. Ancak takdir yetkisi sınırsız bir yetki değildir. Ancak sıklıkla karşılaştığımız bu savunmanın hukuki geçerliliği tartışmaya ve denetime açıktır. Zira idarenin belirli konularda değerlendirme yapabilmesi, işlemin yargısal denetim dışında olduğu anlamına gelmez.

Danıştay kararlarında sıklıkla değindiği üzere Yönetmeliğin 10/7. maddesi kapsamında idari ve asayişle ilgili zorunlu durumlarda branştan çıkarma konusunda Genel Müdüre takdir yetkisi tanındığı kabul edilmekle birlikte, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetime tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.

Dolayısıyla idarenin takdir yetkisinin olması tek başına davanın reddi için yeterli değildir. Mahkeme, takdir yetkisinin; hangi nedenle kullanıldığını, kamu yararı bulunup bulunmadığını, hizmet gereklerinin mevcut olup olmadığını, işlemin somut olayla bağlantısını, yetkinin amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını değerlendirecektir.

Branştan Çıkarma İşlemine Karşı Dava Açma Süresi

Branştan çıkarma işlemine karşı açılacak iptal davasında dava açma süresinin de kaçırılmaması gerekir. İdari yargıda iptal davası açma süresi, 60 gündür. Bu süre, kural olarak işlemin ilgili kişiye yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla branştan çıkarma işleminin personele ne zaman ve nasıl tebliğ edildiğinin belirlenmesi büyük önem taşır. Sürenin geçirilmesi halinde, işlem hukuka aykırı olsa dahi dava açma hakkının süre yönünden kaybedilmesi söz konusu olacaktır.

Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir Mi?

Branştan çıkarma işleminin iptali davalarında yürütmenin durdurulması talebi, işlemin dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmasının önüne geçilebilmesi bakımından oldukça önemlidir.

Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için yalnızca işlemin hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir. İşlemin açıkça hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinde, branştan çıkarma işleminin hangi yönlerden açıkça hukuka aykırı olduğu kadar, işlemin uygulanmasının personel açısından doğuracağı somut ve telafisi güç sonuçların da açıklanması gerekir.

Özellikle branştan çıkarma işleminin somut bilgi ve belgeye dayanmaması, Yönetmelikte öngörülen usule uyulmaması, gerekçenin yetersiz olması veya idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı şekilde kullanması gibi hususlar, yürütmenin durdurulması talebinin hukuki temelini oluşturmaktadır.

Hukuki Değerlendirme ve Dava Süreci

Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği, branş işlemlerinin hizmet gereklerine uygun, dengeli ve objektif kurallara bağlanmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle branştan çıkarma işlemi, idarenin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın kullanabileceği bir yetki olarak değerlendirilemez.

İdare, Yönetmeliğin kendisine tanıdığı yetkiyi hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun şekilde kullanmalıdır. Özellikle branştan çıkarma işleminin;

  • somut bir sebebe dayanmaması,
  • gerekçenin soyut kalması,
  • bilgi ve belgelerle desteklenmemesi,
  • Yönetmelikteki usule uyulmaması,
  • yetkili makam tarafından tesis edilmemesi,
  • branştan çıkarma sebebi ile olay arasında bağlantı kurulamaması,
  • takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında kullanılması

gibi durumlar, somut olayın özelliklerine göre branştan çıkarma işleminin hukuka aykırılığı ileri sürülerek iptali talep edilebilecektir.

Bu nedenle branştan çıkarma işlemine karşı açılacak davada yalnızca “branştan çıkarma hukuka aykırıdır” şeklinde genel bir iddia yerine, idari işlemin beş unsuru üzerinden sistematik bir hukuka aykırılık analizi yapılması çok daha sağlıklı bir dava stratejisi oluşturacaktır.

Sık Sorulan Sorular

Branştan çıkarma işlemi iptal edilebilir mi?

Evet. Branştan çıkarma işleminin Yönetmeliğe veya idare hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptal davası açılabilir.

Branştan çıkarma işleminde idarenin takdir yetkisi var mı?

Yönetmelikte idareye belirli durumlarda takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Danıştay, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığını denetlemektedir.

İdare “verimli olamayacağını” söyleyerek personeli branştan çıkarabilir mi?

Bu değerlendirme, somut olayın özelliklerine göre yapılmalıdır. Özellikle Yönetmelikte bilgi ve belge aranılan durumlarda, verimsizlik iddiasının somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi önemlidir.

Branştan çıkarma kararının gerekçeli olması gerekir mi?

Yönetmeliğin 10/1. maddesi, ilgili birim amirince branş komisyonuna gerekçeli teklif yapılmasını öngörmektedir. Ayrıca idari işlemin yargısal denetiminin sağlıklı yapılabilmesi bakımından somut gerekçelendirme önem taşır.

Branştan çıkarma işleminde branş komisyonu kararı zorunlu mudur?

Olağan branştan çıkarma usulünde Yönetmeliğin 10. maddesi branş komisyonunun değerlendirmesini öngörmektedir. Ancak Yönetmeliğin 10/5 ve 10/7. maddelerinde belirli istisnalar bulunmaktadır.

Branştan Çıkarılma İptal Davası Danıştay Emsal Kararlar

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/3502 E.  ,  2024/1220 K.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın incelenmesinden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı Branş Komisyonunun 11/01/2013 günlü, 2 sayılı kararında, davacının 16 ay uzun süreli durdurma cezası aldığından, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Bomba Uzmanı Branşlı Personel Yönergesi’nin “Branştan çıkarma” başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentleri uyarınca davacının bomba uzmanlığı branşından çıkarıldığı anlaşılmıştır.Adı geçen Yönerge’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi Danıştay Beşinci Dairesinin kararıyla iptal edildiğinden, davacının bomba uzmanlığı branşından çıkarılması işleminin hukuka uygun olup olmadığı, anılan maddenin (c) ve (ç) bentleri açısından değerlendirilmedir. Her iki bent uyarınca personelin branştan çıkartılabilmesi için, çalıştığı hizmette verimli olamayacağının ya da hizmetin olumsuz etkileneceğinin bilgi ve belgelerle anlaşılmış olması gerekmektedir. Olayda, davacı, 16 ay uzun süreli durdurma cezası almış olmakla birlikte, disiplin cezasına dayanak oluşturan eylemin, bomba uzmanlığı hizmetini etkileyip etkilemediğine, davacının, anılan branşta verimli olamayacağına ilişkin davalı idarece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı açıktır. Bu itibarla; 16 ay uzun süreli durdurma cezasına konu eylemin, davacının bomba uzmanlığı branşındaki verimini etkilediğine ilişkin somut tespit ve değerlendirme bulunmaksızın, Yönergenin yukarıda aktarılan (c) ve (ç) bentlerine dayalı olarak bomba uzmanı branşından çıkarılarak genel hizmet statüsüne aktarılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Davacının bomba uzmanı branşından çıkarılarak genel hizmet statüsüne aktarılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün … günlü, … sayılı işlem ile anılan işlemin tebliğine ilişkin … günlü, … sayılı işlemin İPTALİNE;

Bu makale, Av. Ülkü Seda Karslıoğlu tarafından güncel hukuki mevzuat ve en son yargı içtihatları göz önünde bulundurularak kaleme alınmıştır. İncelenen konu karmaşık yasal süreçler barındırmakta olup, hak kaybına uğramamak adına alanında uzman bir hukukçu desteği alınması önem arz eder. EGM Branştan Çıkarmanın İptali Davası – 2026 başlıklı hukuki uyuşmazlığa ilişkin danışmanlık ve dava takibi işlemleri, Karslıoğlu Hukuk bürosunun uzman avukatları tarafından yürütülmektedir. Detaylı bilgi ve randevu için karsliogluhukuk.com adresini ziyaret edebilir veya 0531 792 1558 numaralı hattan doğrudan iletişime geçebilirsiniz.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Karslıoğlu Hukuk

Karslıoğlu Hukuk & Danışmanlık olarak vizyonumuz; sürekli değişen hukuki sistem içerisinde müvekkillerimize öncü, yenilikçi ve stratejik çözümler sunarak, hukuk alanında güvenilir ve saygın bir marka olmaktır. Amacımız, özellikle idare hukuku, miras hukuku, ceza hukuku ve boşanma hukuku alanlarında sunduğumuz uzmanlıkla sektörde fark yaratmak ve adaletin güçlenmesine katkıda bulunmaktır.

İletişim